Gündem

Dağların mor lalesi: Zahide – İmera Fera Yeşilgöz

Devrimci Komünarlar Partisi/ Birleşik Özgürlük Güçleri (DKP/BÖG) gerillası İmera Fera Yeşilgöz, Ölümsüzler Haftası nedeniyle yazdı.

İmera Fera Yeşilgöz’ün yazısının tam hali şöyle;

İki dağın arasından zaman misali akıp giden yemyeşil suya bakıyorum. Suyun ardı Musul çölleri. Azad yoldaşın bağlaması hasret türküleri çalıyor. Ben seni, sizi düşünüyorum. Şimdi sen çok uzaklardasın. Bir o kadar da yakınsın aslında. İçimdesin, yüreğimdesin yani. Bizim kız kardeşliğimiz, yoldaşlığımız tüm zamanları ve mekanları yendi. Sonsuzlukla bütünleşti. Bu dağlarda seninle hiç yaşamamış olmamıza rağmen her yerde anılarımız var, sen varsın, biz varız..Dallarda çatlayan tomurcuklardan alıyorum kokunu. Gökyüzünde süzülen turnalarda görüyorum seni. Seni bir yoldaşın söyledeği türküde dinliyorum, topraktan henüz yükselmekte olan çiçeğin mor renginde buluyorum, göğsümün kafesinde atan yüreğimde hissediyorum, silahıma mermi olan bilincimde taşıyorum. Dağ başlarında lapa lapa yağan kar tanelerinde izliyorum seni. Bir bakarım ki geceden sabaha olağanca beyazlığınla düşmüşsündür her yere. Her yer seninle örtülmüştür.

Dedim ya çiçeklerin mor renginde bulurum seni…

Dağlarda baharın gelişini laleler müjdeler. Laleler boy vermeye başlayınca hemen mor olanını senin için seçer, büyütürüm. En sevdiğin renktir mor, unutmadım. Lalelerin yapraklarını dökme zamanı gelince de alır, razerin adını verdiğim günlüğümün sayfalarına dikerim. Çünkü, gönlüm bir kez daha el vermez bir mor laleyi daha toprağa koymaya. Razerin saklar, korur bilirim.

Laleler dağın örtüsüdür.

Her gerrilla dağların kendisi için ne anlama geldiğini tırmandığı bir tepenin zirvesinde düşünmüştür. Ve zirveden baktığında gördüğü, gerilla için anlamın kendisidir.

Ben bu dağlarda seninle en çok yük taşımayı isterdim. Kilolarca yükün ağırlığını yoldaşlığımıza pay etmek, bölüştürmek isterdim. Çünkü on binlerce gerillanın yürüdüğünü bildiğin patikalardan sırtında yükle geçmek, onların izlerini takip ediyor olduğunu bilmek ve emeğin nişanesi olarak alnındaki teri o patikalara dökmek eşsiz bir maneviyat ve bütünleşme.

“Sevgiyi iliklerine kadar hissettiğin an kendinle sınırlı olmaktan çıkarsın” diyor Asya Glidağ yoldaş sonsuzluğa kanat çırpmak üzere yola çıkarken. Bu sözlerle anlatmak istediği şüphesiz bir aşkınsallıktır. Kendini sevgisini hissettiğin şey ile bütünleştirmektir. Kendini o sevgiyle eritmektir. Kendini sevgisini duyduğun o şey yapmaktır. Bundandır ki toprağa düşen her ateş kuşuyla kendimi biraz daha yitirmiş olduğumu düşünürüm. Kendimi ölümsüzleşen yoldaş gibi olmaya adarım. Bedenimde atan yürekte ne çok can taşıdığımı bilemez kimseler. Yoldaşın yoldaşı olmak böylesi bir bütünleşmeyi gerektirir. Kendini yoldaşının varlığıyla yeniden oluşturmayı zorunlu kılar. Ancak böyle yenilir ayrılıklar ve ancak böyle yaşatılır yoldaşlar.

Son söz yerine ;

Her bahar kaç mor laleyi büyüttüm, serpildi, kök saldı yüreğimde. Hiç birinin tek bir yaprağının toprağa düşmesine izin vermedim. Gördüğüm her mor lalenin birde kırmızısını iliştirdim. Her yerde olduğu gibi toprakta ve razerinin sayfalarında yan yana olalım diye…

Dağlara, ovalara, şehirlere yarınların özlemini bir çığlık gibi bırakanlar… Yerden göğe kadar haklı bir sevdaya bulanıp, hatırda kalömış türkülerin izlerini takip edenler… Birleşip umudu büyütmek için önce parçalara ayrılmamız gerektiğini direnişiyle anlatanlar… “Başarı dışında her şeye sert dönüp lanetleyenler”…

Zahide, Cömert, İdil, Cihan ve tüm ateş kuşları;

Söken her şafakta zafere doğru biraz daha yaklaşırken meşalemiz sizlersiniz.

Bilincimde ve yüreğimde hissettiğim bağlılık bizi her anda buluşturmaktadır. Ateş kuşlarının önderi Mehmet Yoldaş’ın söylediği gibi “Devrim hedefine bağlılık mücadelenin her alanındaki yoldaşını kendinde hissetmektir.”

Tüm sevgi ve özlemimle…

İmera Fera Yeşilgöz

Medya Savunma Alanları

+Bu yazı Razerin adlı güncemden derlenmiştir.

Paylaşın