İsmail Güldere, Umut Yazıları

Pençe(nin)-Kilit’i Zap’ta kırılır – İsmail Güldere

Tarihte yaşanan olayların yinelenmesi ile ilgili Marx, “Tarihte olaylar her zaman iki kere tekerrür eder. İlkinde trajedi, ikincisinde komedi olarak” der. Bu tarihsel akışın ironik vurgusu faşist Erdoğan iktidarının yürüttüğü savaş politikaları itibariyle bir karakomediye dönüşüyor. Benzer operasyonlarla farklı sonuçlar almayı hedefleyen, yaklaşık 50 yıldır yürütülen sömürgeci-işgalci savaş Kürt halkının varlığını, kimliğini, örgütünü yok sayarak devam ediyor. En son geçiğimiz yıl olmak üzere Zap-Metina-Avaşin bölgesine defalarca hava ve kara harekatları Erdoğan iktidarı ile işbirliği siyaseti ile bilinen Barzani ailesi, KDP tarafından geliştiriliyor. Bu saldırıların tümünde gerilla kendi alanlarını korurken, işgalci güçler aldığı darbeler sonucunda geri çekilmek zorunda kalıyor.

17 Nisan gecesi itibariyle geçen senenin aynı günlerine denk düşen bir işgal saldırısı daha yoğun ancak bildik askeri kodlarla bir kez daha başlamış bulunuyor. Şu çok açık ki ne faşist Erdoğan iktidarı ne de KDP-Barzani ailesi bu saldırılardan bir zafer bekliyor. Çünkü gerillanın devrimci savaş alanlarında yürüttüğü devrimci konumlanma kökleşmiş ve derinleşmiş bulunuyor. Kürt Özgürlük Hareketine saldırmak faşist Erdoğan iktidarının ayakta kalabilmek için yürütebileceği tek seçenek olarak kalmış bulunuyor. Faşist Erdoğan iktidarı Zap’a düşen bombalarla yoksulluğun, açlığın üzerini örtmeye, büyüyen ekonomik krize karşı mermi-bomba hesabı ile çözüm bulmaya çalışıyor. Ekonomik kriz de zamlardan kaynaklı isyan etme noktasına gelen halkın durumu da “PKK” tehdidi ile bir kez daha unutturulmak isteniyor. Her vurulan gerilla mevzisi bu anlamıyla iktidarı ayakta tutacak bir kolon görevini görüyor. Geçtiğimiz yıl Gare üzerine yapılan şok baskın ile sonuç almaya çalışan faşist iktidar gerillanın etkili vuruşu karşısında tökezliyor, ilk defa arkasına burjuva muhalefeti de alamayan bir yenilgiyi yaşıyor.

2021 yılı boyunca toplumsal mücadele dinamikleri ve birleşik devrim güçlerinin etkili ajitasyon- propagandasıyla birleşen bu süreç faşist iktidarı yıkmak için örgütlenmesini ilerletiyor ve geliştiriyor. AKP-MHP faşizminin gerileyen gücü karşısıda sokak eylemlerinin gücü, halkların direnişi artıyor.

AKP-MHP faşizmi açısından Rusya-Ukrayna savaşı adeta yeniden Türkiye’nin jeostratejik öneminin görünür olduğu ve faşist iktidara NATO planları kapsamında görevler düştüğü bir kurtarıcı işlevi ifade ediyor. Son 1 yıldır giderek gerileyen AKP-MHP faşist iktidarının pozisyonu kıymete biniyor. Silah amborgoları kalkıyor, gerilimli olan ülkeler ile ilişkiler düzeltiliyor.

Bugün AKP-MHP faşist iktidarı uluslararası ilişkiler neticesinde bir kez daha güç topluyor, batının onayını alarak kendisine verilen rolü oynama karşılığında Kürt halkına, örgütüne saldırmak için gerekli teknik ve silah desteğiyle hareket ediyor. Bu hareket içinde NATO, AB, İngiltere ve KDP işbirlikçiliği Kürt özgürlük hareketine karşı bir kez daha anti-PKK ittifakı kurmuş bulunuyor. Farklı çıkarlar ortak hedef noktasında Orta Doğu’nun demokratik yüzü Kürt Özgürlük Hareketi tasfiye edilmek, ezilenlerin gücü kırılmak isteniyor.

Emperyalist güçlerin ve işgalci-sömürgeci AKP-MHP faşist iktidarının yürüttüğü bu savaşta Kürt Özgürlük Hareketinin direniş rolünü Türkiye işçi ve emekçi halkları açısından doğru bilince çıkarmak gerekiyor. Bugün AKP-MHP faşizmine karşı yürütülen gerilla savaşının her mevzisi emekçi halkların yürüttüğü mücadeleyi güçlendiriyor ve faşizmin gücünü zayıflatıyor. Kürt özgürlük hareketinin direnişi toplumsal mücadele dinamiklerinin faşizm karşısında cüretini etkiliyor. Özellikle Gare zaferi sonrası mücadele alanları buna tanıklık eden, sözünü daha cesur ve militan söyleyen yüzlerce eylemi gördü, görüyor. 2021 1 Mayıs’ından başlayarak sokakta yükselen devrimci ivme gerilla savaşı ile doğrudan orantılı olarak gelişiyor. AKP-MHP faşizminin bir kez daha gerilla alanlarında yaşayacağı askeri bir yenilgi bu anlamıyla devrimci siyasetin, işçi sınıfı ve ezilen halkların mücadelesinin yükselmesi, AKP-MHP faşizminin yıkılmasına gün sayıyor.
Son 8 yıldır tüm politik aksiyomunu çökertme planı üzerinden kuran faşist Erdoğan iktidarının bitiremediği Kürt Özgürlük Hareketi karşısında artık bitme noktasına geldiğini görmek gerekiyor. 8 yıldır bir fiil süren faşist kuşatma ve saldırılar bir bir kırılıyor. Türkiye ve Kürdistan dağları da şehirleri de yeniden sokağın tozunu estirmeye, faşist iktidara karşı kitlesel, militan eylemlerin merkezi olmaya başlıyor. 2022 8 Mart ve 21 Mart eylemleri bu anlamıyla devrimcilerin kitlelerle buluştuğu yeni bir yükseliş dönemini ifade ediyor. Faşist iktidar bu anlamıyla uluslararası arenadan topladığı tüm gücüyle bu yükselişin önüne geçme, iktidarını ayakta tutma savaşı veriyor. Faşist iktidar Kürt özgürlük gerillasını kilit altına alma, Türkiye işçi sınıfı ve emekçi halklarının mücadelesini ezmeyi hedefliyor.

Zap, Metina, Avaşin’e yönelik düzenlenen bu saldırılar da gerilla cephesinin bu kiliti kıracağına şüphe duymamak gerekiyor. Sadece geçen yıla gitmek bunu görmek için yeterli olur. Ancak AKP-MHP faşist iktidarının sonunu getirmek için Zap’la unutturulmak istenen yoksulluğun, açlığın, geçinemeyenlerin ayaklanmasını örgütlemek toplumsal mücadele dinamiklerine düşüyor. Zap’tan İstanbul’a bu anlamıyla birleşik devrim mücadelesinin ajitasyon ve propagandasını güçlendirmek kritik önemde bulunuyor. Bu doğrultuda 2022 1 Mayıs’ı başlatılan bu işgal saldırısına karşı cevap olarak işçi ve emekçi semtlerde halkların kardeşliği ve mücadelesi ile birleşmeli faşizme net bir darbe indirebilmelidir.

Paylaşın